11.8.10

şöhrete çarpılmış bir ofisin hikayeleri...


Serpil Çakmaklı
"pes etmiyorum" filminden...
bize bir şeyler olmaya başlamıştı, ama neydi bu garip hava, yemiyor içmiyor adeta mutasyonel bir tepkimeye giriyorduk, herkes aynı saatte belli lafları söylüyordu, kiminin surat ifadesi stabildi, kiminin kıyafetleri, bazısı odasını bile karıştırır olmuştu, önce bende başladı tepkimeler, klavye kelimesi duyunca ağlamaya başlıyordum, saçlarımı gidip inanılmaz iğrenç şekillerde kestiriyor, duşa girip ofise gelme gafletinde bulunuyordum, emine garip kıyafetlere bürünüp kendisinin iskandinav genine sahip olduğunu öne sürüyor, sibel gün geçtikçe beyazlaşıyordu, bu tepkimeler artık sınırı aşmıştı üstekli bu bir tek bizimle kalmıyordu, neydi bunun sebebi... uzak yollar, parasızlık, yaşam şartları falan sanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü biz çok kurumsal bir şirketin çok kurumsal elemanlarıyız, biz asla zorluk çekmeyiz, üstelik ben bostancı maslak arasını 2 saatte gidip geliyorum hergün, günde 4 saati yolda geçen bir insan neden ağlardı durup dururken, neden mutsuz olurdu, bir ilaç mı enjekte edilmişti yoksa vücuduma hiçbir fikrim yok.

bir gün hava yaklaşık 95 derece sıcaklıktayken metrobüste uğradığım ağır tacizler sonucu ofise gelip aynaya baktığımda yansıma ben değildim, bir başkasıydı ama yabancı biri değildi, çok tanıdıktı, çok fazla tanıdık... olsa olsa serpil çakmaklı olurdu, kahküllerim bir arapatı gibi havaya kalmış orada bir asma kat oluşturmuştu, terden olamazdı bu, terden olması imkansız, olsa olsa mutasyona sebep olan şeydi bu işte. serpil çakmaklı gibi yerime oturdum.

sibel ve emine o sabah ofise geldiklerinde suskunlardı, sibelin bana anımsattığı karakter çok ilginç gelebilir size belki ama casper'dı, bir hayalet gibi durgun ve solgundu, hayat mücadelesi veren bir insan sonuçta neden hayalete dönsün ki, bu güzel şartlar altında kim çalışıyor ki ondan başka, saat 12-2 arası yemek yiyebilir istediği yerden, hem direk para vererek, sodexo derdi yok, ticket derdi yok... aklıma haftalardır evlerinde savaş verdikleri güveler geldi, evet sibel yorgun düşmüş ve güvelerin ruhları onu ele geçirmişti, sibel artık casperdı. herkese nasip olmaz bu işler...

casper,
amcalarından kaçarken.

emine güvelere sıktığı ilaç yüzünden tepkimeye uğramıştı, görünce gözlerime inanamadım, eminenin gözleri artık maviydi, ilaç solumaktan göz rengi mavi olmuş ve inanılmaz bir şekilde hülya avşara benzemişti... yere oturup emekler biçimde, "ah be güzelim aah, ben seni üzerim ahh" diye şarkı söylüyor, bir yandan ricky martin nerede poposunu elleyeceğim diyor ve aynı zamanda da küçük ibo gelsin kucağıma otursun diye bağırıp koşuyordu.
Hülya Avşar
henüz çocukken.

gözleri güzeldi ama hepimiz korkmuştuk..

daha sonra içeri gökhan ve beyza girdi...
.
.
.

arkası yarın..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder