zu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.4.10

e bow the letter

dinlerken yola, asfalta bakılması gereken şarkıdır e bow the letter, bunu başlarda kimseye söyleyemesem de, bir gün arzu'yla taksim-bostancı arasını gelirken söyledim, arzu bunu denedi ve hiç de benim deli olduğumu falan düşünmedi, zaten arzu, bana hakikaten normalmişim gibi davranan tek insan.

ama arzu bunun için değil, arzu olduğu için değerli ve bugün onun doğum günü,

seni patti smith'in sözünü verdiği yerlere götüremem, thom yorke'un "away" diye bağırırken kollarıyla attığı bütün yükünü ben senden o şekilde, bir çırpıda alamam..

ama ben seni çok severim, hep.
iyi ki doğmuşsun.
iyi ki varsın...


I'll take you over there..
away.

25.3.10

Chasing After Deer


dikkat ettim de, geçen sene en çok üç albüm dinlemişim,
1)radical face
2)midlake
3)fleet foxes.

Bunların arasında en iyisi bana göre radical face'tir, bu konuda kendimden ileri derecede eminim, fakat aynı onur'un dediği gibi "bulutlu fakat güvenli hava" taşıyan midlake'i bütün sonbahar kış dönemine sığdırdım 2009'un.

Bamnan and Slivercork albümünde daha çok sanki "işte bizim tarzımız diyorlardı, daha kaygısız, daha rahat, they can not let it expand sanırım bu tanımıma cuk oturan bir şarkı olacaktır ki, bilenler bilir. zaten sene 2004, yani o zamana göre çok ama çok ilerde bir albüm.

The Trials of Van Occupanther'a gelince daha bir güven var, daha çok emek var, daha iyi sözler var, daha iyi melodiler var, sıkmayan, baymayan. roscoe'dur çoğu kişinin favorisi ama ben bu albüme head home ile kafayı takmıştım, roscoe sonradan gelip onun önüne geçse de dönem içerisinde yaşadıklarımı hatırlayınca head home kesinlikle üzerime yakışmıştı. ve zaten albümle aynı adı taşıyan van occupanther (bilmeyenler için söyleyeyim grubun hayal gücündeki bir süperhero) "I must be careful now in my steps" diyerek giriyordu lafa. ve o kadar çok seviyorum ki bu albümü, hangi şarkı en iyisi buna karar vermek için çok düşünsem de bulamıyorum, mesela şu anda we gathered in spring çalıyor, birden evet o diyesim geliyor ama haksızlığı yapamıyorum. hem zaten o değil, bence... eeeh! yeter.

bu kadar seviyor olmamım elbette ki o dönemde yaşadıklarımla alakası var fakat kabul etmem gerekiyor, sözlere de fazla önem veriyorum.

evet, 2010 şubatta çıkardıkları the courage of others albümüyle ilgili söyleyeceklerim de var, kış temalı albüm yapmak istemişler, bunu gayet net görebiliyoruz, ama fazla ağır olmuş sanki, yani ben oturup bütün şarkıları arka arkaya dinleyemedim ki ben hiçbir tepki göstermeden sigur ros dinleyebilen bir insanım, etrafımdakilerin "e be dana hiç mi etkilenmiyorsun" sorularına da alıştım. acts of man, winter dies, bring down ve bütün albümü buraya yazabilirim ama malesef ki arka arkaya dinlenmiyor, araya başka şarkılar serpiştirerek dinlemek çok iyi bir fikir, mesela The Trials of Van Occupanther ile karıştırdığınız zaman şükela, fakat bir albümün bir bütünü oluşturuyor olması gerekir, sanki bir renkten diğer bir renge atlıyormuşsunuz gibi bir bütünlüğün içinde dinlemeniz gerekir, bu malesef the courage of others da yok.

zaten sevdiğim tarz az çok bu buruk ve yorgun müzik ama bu albümdeki tek sorun, tim smith'in asla değişmeyen ses tonu. aynı yükseklikte, aynı notada, ilerledikçe ilerliyor. albümde derin bir nefes alma yeri bring down olmuş gerçi tim smithten çok daha buruk ve yorgun bir ses olan stephanie dosen giriyor olsa da, düet fikri her zaman iyidir.

bu son albüm daha iyi olabilirdi, bir head home davulları, bir young bride kemanları, bir kaç değişik rüzgar iyi olabilirdi.

winter dies.
(onur'a tekrar teşekkürler)

the courage of others albümünü buradan indirebilrisiniz;
http://www.megaupload.com/?d=22F3RSMD