23.5.11




i'm patient of this plan

as humble as i can
i'll wait another day
before i turn away
but know this much is true
no matter what i do
offend in every way
i don't know what to say

i'm coming through the door
but they're expecting more
of an interesting man
sometimes i think i can
but how much can i fake
i'll speak until i break
with every word i say
offend in every way

you tell me to relax
and listen to these facts
that everyone's my friend
and will be till the end
but know this much is true
no matter what i do
no matter what i say
offend in every way


YETER ULANNNN!

20.5.11

vuku bulan bir şeyler

-bence biraz dinlenmelisin.

kafamı camın önüne koyaumıyorum. suratım yanıyor. cayır.

annemi üzdüm böylece bana hep tirenler çarpsın.

pour me another gin dasti.

18.5.11

going north is easy,

elimde arkadaşlığa adanan kitaplar dolusu kitaplar var. kül ve siyah dumandan bir nefes gibi. hatırlamaya çalıştığı hiçbir cümlesi olmayan insanlar istiyorum.

günlerim çarpık. püskürüyorum. dünya koyu sülfür. kimi barbarlar atlarına doğru koşuyorlar, kimileri duymadığı cümleleri hatırlamaya çalışıyor. bu dünyada insan dediğin hakkaten ikiye ayrılıyormuş.. ayrık bir şeyler, bir yerler. en doğal olmadığım halimin doğal anlaşılması gibi.

aynı anda aynı şarkıları dinlemekle mi. değil. aynı anda aynı şeyi düşünmekle mi. hayır.

dinlenmek, kendini dinlemeyi çağrıştırdığından çok zor. tüf. küf. haa.ha.

şimdi geçtiğimiz sokakları tek tek sorsan, tek tek hatırlamaya çalışırken unuturum. iyi bir şey çıkmayacak benden. sokak sokak cam kırarım. püskürdüğüm için şanslıyız.

ömür dediğin keskin bir tuz hikayesi. kendi dışında herkes için varoluş. babam ne zaman "sen benim genlerimi biliyor musun" diye lafa başlasa aklıma bu geliyor.

gong.

gong vurdu. püskürüyorum. içimi siktiniz.

who will take my dreams awa->y.

suyun elimin üzerinden akmıyor oluşuyla ilgilenirsem. ilgilenirim. haklı olduğumu gördüğümde primat telaşı da bitti. please dont stand too close to me..

neyse ben veremem rüyalarımı kimseye. haberiniz olsun.
kimse de gelip alamaz zaten de. cümlelerim pek patladı.

17.5.11

dreams are real as long as they last

çok ilginç şeyler oluyor oluyorlar.. rüyamda çok uzun zamandır görmediğim birini gördüm. baya güzel muhabbet ettik. dün de söyledim zaten, "ben şu rüya işlerine geri döneyim, kendimi iyi hissederim." ve döndüm de. annem sabah beni nasıl uyandıracağını bilemediğinden, "kalk ağaçta kedi kalmış pist pist nazlı nazlı kalk kurtar" dedi. ve ben rüyamda güldüm. meğer gerçekte gülmüyormuşum. ama çok güldüm. uyanamadım sonra tekrar. saçma sapan bir şey.

neyse o rüyamda gördüğüm insan bir şarkı öğretmişti zamanında bana. sonra ben bunu hiç düşünmedim uyandığım ve ofisin girişine geldiğim süre içerisinde. tam asansördeyken. adını ve kimin söylediğini hatırlamadığım şarkı geldi aklıma. nasıl gelir böyle değil mi işte bence en can alıcı nokta orası, hiçbir şey hatırlamadığın bir anın, bir şarkının veya bir sahnenin aklınıza gelmesi. çok garip bir beyin işi bu. bunu soruşturacağım ben. kendimi çok garip hissediyorum. sanki her an uçacakmışım gibiyim. şey gibi; "aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaay felt like I could just fly" o aaaaaay'ı yerim.

ve şarkıyı buldum, sadece avusturalyalı olduğunu biliyordum söyleyenin, ülke müzik piyasasına göz gezdirdikten sonra buldum. ve size söylemeyeceğim. neyse.

bazı anlar. çok eşsizler. it's time to put the earphones on.

aynı nakarat

aynı aynı.

yıldızlı tepenin altında yaşanılanlar eski bir sanrı şimdi. "simay beni affet var mı?" "ecem azıcık daha rakı içelim lan!" "cana gel şu taşlarda uyuyalım." "candemir denize girsek mi?" "ama bak oskay o mangalla ne kadar çok uğraştın, gel ye azıcık" "gökyüzü çok güzel lan" "kaan mumlarla bir şeyler."

dikkat.
sanrı mı ne.

16.5.11

I wanted you to step into my world

yaz geliyor..
caneriğinin gevşemesiyle, acılarınız da gevşeyecek. ağrını unutturacak hiçbir şey veremem ateş böceğinden başka. ben size bunu okadar açık söylemişken. portakal suyu yok mu? bu mevsimde olmaz.

bu mevsimde ben primat tedirginliği yaşarım. bu mevsimde ben tuzun üzerinde ne kadar çok beklediğimi hatırlarım. "bir daha kapıdan içeri giremezsin." peki. kapı girmek için değildir sadece ama. çıkmak içinidir.

artık uzun yazı yok.
tuzun üzerinde çok durdum.

15.5.11

all you need

güneşten sırtım yandı. çok enteresan şeyler oluyor. aynı anda aynı şarkıları dinlemek gibi. hava çok gerizekalı. hava soğuyana kadar içtim. hava soğudu. bu sefer hava soğudu diye içtim. zira içim patlayacak. ben ralph gibi olamıyorum tam, köpek dişlerim yok. dredg günü ilan edildi. aynı anda aynı şeyler. well ya! diyecek şimdi. dedi evet. does anybody feel this way.

ben arabadan hiç inmek istemedim. 3 dakika daha geç gelseydik zaten inemeyecektim. ben böyle olmamıştm. kaçarken koşmak veya koşarken kaçmak. bir şeyler bir şeyler.

böyleşeyleroluyoralışmamak lazım.

12.5.11

plaster

Martha takes the greyhounds she says she lost her mantra way down South. But all that repetition just got her down, got her down

Now she says she won't do drugs, because she found something to love, she cured herself of everything..there's nothing left but hair and skin

The only thing I asked her.was did she have a plaster, for my pain

She closed her eyes and took my hand, she said "God might have a plan for me"


But heaven is the place that's open when all the bars in town are closed, heaven is the place, I never find...

The only thing I told her, was that God would have no answer,for my pain

I've cured myself of everything.and now I think I know what makes you tick

she said the devil hides within my heart

The only thing I asked her, was did she have a plaster for my pain.

for the pain.